Gül Yetiştiren Adam Pdf indir

Anadolu’nun bir taşra kentinden Yeni Dünya’nın metropollerine kadar uzanan bir coğrafyada kaynaşan insanımız… Modernleşmiş olanlarla kişiliklerini koruma çabasıyla bunun dışında kalanlar… Her iki kesitte yaşayan insanların kendi kendileriyle gerek çevreleriyle olan çatışmalarından doğan dram…

Eksik kalmış aşklar, eksik bırakılmış eylemler… Bu kitabı okurken Batı kültürünün baskısı ile çaresiz bırakılmış insanımızın bocalayışını, gizli protestolarını ve gizli kabullenişlerini göreceksiniz… Rasim Özdenören’in üslubunu sevenler, bu kitapta onun başlıca özelliklerini birarada bulacaklar…

MEB tarafından okullarda tavsiye edilen kitaplardan olan Gül Yetiştiren Adam, yeni baskısıyla raflarda yerini aldı.

Gül Yetiştiren Adam Rasim Özdenören (Yazarokur.com sitesinden alıntı yapılmıştır)

Gül Yetiştiren Adam kitabı, hikâyede farklı iki kesimdeki insan ve bunların kendileri ve çevreleriyle olan çatışmalarından oluşan yaşantıları ele alınmaktadır. Bunlardan biri gül yetiştiren adam, öteki ise modern cağı temsil eden genç bir yazardır.

Gül yetiştiren adam, kurtuluş Savaşı yıllarında mücadele etmiş, arkadaşlarının şehadetine tanıklık etmiş, savaş sonrasında ise kendisi ve arkadaşları neyin uğrunda savaş verdiyse onun tam tersi istikametinde gelişen bir dünyanın oluşuna tanıklık etmiştir. Ancak bu yeni dünyaya karşı kendi çapında sessiz bir protesto geliştirmiş ve evinden dışarı çıkmadan kendisini ibadete ve gül yetiştirmeye vermiştir. Mütevazı evinin bahçesinde kokusu eşsiz güller yetiştirmekte ve bunları evine uğrayan torunları ve diğer isteyenlere vermektedir. Halk onun bu sessiz protestosuna karşı saygı duymuş ve zamanla hakkında değişik hikâyeler uydurulan ve akıllı deli diye anılan kimselerden olmuştur.

Hikâyenin diğer kısmında ise yeni dünyanın modern yaşantısının temsilcileri anlatılmaktadır. Sitare, Zelda, Tansel ve diğerlerinden oluşan bu grupta çarpık ilişkiler yer almaktadır. Bir bankada çalışmaktayken babası yaşında bir adam olan Çarli ile evlenen Sitare, savurgan biçimde para harcamakta, kumar oynamakta, herkesçe bilinen bir sevda oyunun içinde olan ve kocası hastanede yatmaktayken bile arkadaşlarıyla birlikte tatile çıkıp bu eğlencelerine devam etmekte olan bir kadındır. İsmi verilmemekle birlikte Sitare’yi sevmekte olan yazar bir gencin gözüyle anlatılan bu diğer yaşamda hayatin tüm doğal renkleri insan elinin değmesiyle değişip insanların oluşturduğu sahte bir renge bürünmüştür. Konuşmalar arasına sıkıştırılmış yabancı sözcüklerle, giyim kuşamdaki açıklığıyla, değişmiş şehir adabı ve yüksek katli binalarıyla insanların kalabalık gruplarda kendini unuttuğu bir dünyadır içinde yasadıkları. Herkes eskiye dair ne varsa unutmuş ve yeni dünyanın yaşam biçimine ayak uydurmuştur.

Ahlaki düzeni tümden değişmiş olan dünyanın kahramanlarından Sitare, kocasını hastaneye yatırıp arkadaşlarıyla eğlence için gittikleri otelde tuhaf davranışlar sergilemeye başlar. Arkadaşlarınca pervasız, kocasını aldatan ve gamsız görünen Sitare, arkadaşlarıyla birlikte sohbet ettikleri bir akşam oldukça ümitsiz bir biçimde arkadaşlarının hakkındaki düşüncelerinin doğru olmadığını, sanılanın aksine kocasını aldatmadığını söyler ve aynı gece intihar eder.

Tam 50 yıl boyunca evinden dışarı çıkmaksızın yalnız ibadetle meşgul olup gül yetiştiren adam, bir gün torunun oğluyla birlikte sabah namazını camide kılmak üzere ilk kez dışarı çıkar. Evinde geçirdiği 50 yıllık protestosunun ardından yeni dünyaya bu ilk çıkışında her şeyin tam da istenilenin aksine değişmiş olduğunu fark eder. Yanından hızla geçip giden taksiye öfkelenirken zamanında mevcut olan derenin artık olmadığını görür. Yüksek katlı binalar, renkli ışıklarla süslenmiş vitrinlerde kıyafetlerin sergilenişi…her şey ona yabancı ve bozulmuş gelmektedir. Camiye gittiklerinde hayal kırıklığı daha da artar. Arkadaşları boşu boşuna can vermişçesine fötr şapka takan birinin olduğunu görür. İçinde biriken sitemini saklayarak diğer insanların kıyafetlerini ve onların nasıl da değişmiş olduklarını gözlemlemeye devam eder. Derken içeri cübbesi ve sarığıyla giren imamı görür ve onun bu giyiminden ötürü adeta bir kahraman olduğunu düşünür. Ancak namaz bittiğinde imamın cübbe ve sarığını çıkararak cemaate benzer bir kıyafet giydiğini görünce dayanamaz ve herkesin duyacağı şekilde içinde biriken suskunluğunu bozar. Cemaatin meraklı bakışları arasında onları İslam’a çağırır. Kimse tarafından tanınmayan bu yaşlı adam, Gül Yetiştiren Adam, cemaati derinden etkileyen sözler söyler. İmanın gizli, İslam’ın ise aşikar olması gerektiğini, dışı kafire benzeyen insanın içinin de kafire benzemeye başlayacağını söyleyerek onları uyarır. Cemaat dağılırken fötr şapkalı adamın şapkasını elinde buruşturduğu ve onu atacak bir çöp aradığı görülür.

Sitare’nin intiharının ardından onu sevmekte olan yazar Sitare’nin de arkadaşı olan Tansel ile evlenme hazırlığındadır. Gül Yetiştiren Adam ise mahkemeye çıkarılmıştır.

Yazar: admin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir